|
DÜNYADAN -> Yunan basını çok kızdı!
Yunan basını çok kızdı!
Yunanistan'da yayınlanan ETHNOS gazetesi, Türk Dışişleri Bakanlığı'nın yenilenen resmi internet sitesinde Yunan düşmanlığı yapıldığını öne sürerek köpürdü.
Gazetenin manşetinden duyurulan haberde Türk Dışişleri Bakanlığı `nın resmi internet sitesinde, Yunanistan `la ilgili olarak şu ifadelere yer verildiğini iddia etti:
* Yunanistan , Türkiye `nin toprak bütünlüğüne yönelik yayılmacı siyaset izliyor. * Türkiye `nin siyasi istikrarını bozmayı hedefliyor. * Ege denizini Yunan gölüne çevirmek istiyor. * Batı Trakya `daki Türkleri kovmak istiyor. * Atatürk `ün imajını lekelemeye çalışıyor. Yunan dışişleri bakanlığı sözcüsü Yorgos Koumoutsakos ise internet sitesindeki değişikliklerin Atina tarafından dikkatle izlendiğini belirterek "Türk tarafı nezdinde yapılması uygun olan tüm diplomatik girişimler yapılmaktadır ve yapılmaya devam edecektir" dedi. Dışişleri Bakanlığı'nın yenilenen sitesinde Batı Trakya bölümünde şöyle deniliyor: Batı Trakya Türk Azınlığı Batı Trakya'da, Türkiye'yle Yunanistan arasında imzalanan 30 Ocak 1923 tarihli "Mübadele" anlaşması uyarınca İstanbul'daki Rumlarla birlikte mübadele dışı bırakılan ve bugün sayıları 150.000 civarında olan bir Türk azınlık bulunmaktadır. Batı Trakya'nın Lozan Antlaşmasıyla resmen Yunanistan'a bırakıldığı günden beri Batı Trakya Türk Azınlığı (BTTA)’nı Türkiye'nin Yunan topraklarındaki doğal uzantısı olarak gören Yunan yönetimleri Azınlık’ı potansiyel bir tehdit ve tehlike olarak değerlendirmişler; bu çerçevede şekillendirdikleri Azınlık politikalarıyla da BTTA’nı göçe zorlamak, bu mümkün olmadığı takdirde de Türk toplumunu asimile etmek hedeflerini gütmüşlerdir. Batı Trakya Türk Azınlığı 1920’li yıllarda Batı Trakya nüfusunun %65’ini oluştururken, günümüzde bu oran %30'lara gerilemiştir. Aynı zamanda AB üyesi ülke vatandaşı olan Batı Trakya Türk Azınlığı, ikili ve çok taraflı Anlaşmalarla garanti altına alınmış Azınlık haklarını kullanamamaktadır. Batı Trakya'nın da içinde bulunduğu Yunanistan topraklarının yarısından fazlası 1938 tarihli ve 1366 sayılı yasayla sınır bölgesi olarak ilan edilmiş ve bu bölge içinde taşınmaz alıp satmak isteyen Yunan vatandaşlarının ilgili vilayetlerde bu amaçla kurulmuş bulunan bir komisyondan izin almaları zorunluluğu getirilmiştir. Bu mevzuata dayanılarak uzun yıllar boyunca azınlık bireyleri arasında veya Yunan kökenliden azınlık bireylerine taşınmaz satışına izin verilmemiştir. Sınır bölgelerinde mülk edinimine ilişkin düzenlemelerin soydaşlarımız üzerinde olumsuz yansımaları olmaktadır. Son yıllarda azınlık bireyleri arasında veya Yunan kökenliden azınlık bireylerine taşınmaz satışına seçici olarak izin verilmekle birlikte, izinlerin verilmesinde uzun bekletmeler gibi caydırıcı önlemler sürdürülmektedir. İzin başvurularını "kamu düzeni, güvenlik, sağlık" gerekçeleriyle sınırlandıran Ağustos 1999 tarihli genelge de soydaşlarımız için olumsuz bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Türk-Yunan ilişkilerinin seyrine paralel olarak Yunanistan yönetiminin Batı Trakya Türk Azınlığı (BTTA)’na yönelik tutumunda 1999 yılından itibaren değişiklikler görülmeye başlanmıştır. Ancak, sözkonusu değişikliklere rağmen, Yönetim’in, BTTA’nın ikili ve uluslararası antlaşmalarla belirlenmiş statüye kavuşturulmasına, geleneksel kurumları üzerinde söz sahibi olmasının sağlanmasına, ya da Azınlık’ın eğitim sorunlarını temelden çözümlemeye yönelik bir kararlılık içinde olduğunu söylemek henüz mümkün görünmemektedir. Zira, BTTA’yı ilgilendiren hakların kullanılması yönünde atılan adımlar Azınlık’ın bugüne kadar Yunan yönetiminin ayırımcı politikası nedeniyle esasen kullanamadığı vatandaşlık haklarının, başka bir deyişle asli hak ve özgürlüklerinin kullanılması ile ilgilidir. Batı Trakya Türklerinin 1923’de %80’lerin üstünde olan toprak sahipliği, %25’lere gerilemiştir. BTTA’nın seçme-seçilme hakkı bağlamında karşı karşıya kaldığı kısıtlamalar, Azınlığın sorunlarının Yunanistan siyasetine taşınması imkanlarını da daraltmaktadır. Seçim yasasında 1990 tarihinde yapılan bir değişiklikle getirilen yüzde 3'lük ülke barajı (barajı aşmak için 200 bin oy gerekmektedir) uygulamasının bağımsız adaylar için de geçerli olması nedeniyle, BTTA’nın Yunanistan Parlamentosu’na kuracağı bir parti adına, ya da bağımsız olarak temsilci gönderme imkanı fiilen elinden alınmıştır. Böylece, BTTA mensuplarının milletvekili seçilebilmeleri için diğer siyasi partiler tarafından aday gösterilmeleri gereği ortaya çıkmıştır. Batı Trakya’ya eski SSCB coğrafyasından gelen göçmenlerin yerleştirilmesi uygulaması da, bölgedeki demografik dengenin Azınlık aleyhine değiştirilmesi çabalarının bir başka tezahürüdür. Sözkonusu çabalar, Yunan Ortodoks Kilisesi’nin 3 çocuklu Hıristiyan ailelere üçüncü çocukları için 12 yaşını tamamlayıncaya kadar aylık maddi yardım yapmak kararıyla da desteklenmektedir. BTTA’NIN TEMEL SORUNLARI Etnik Kimliğin İnkarı: BTTA kendi kendini tanımlama hakkından mahrum bırakılmaktadır. Yunan yönetimleri Lozan Antlaşmasında "Türk Azınlık" ifadesinin bulunmadığını ileri sürerek, Azınlığın etnik kimliğini inkar etmektedirler. Lozan Antlaşması’nın “Azınlıkları Korunması” başlıklı maddelerinde (md.37-45) “Müslüman” tabiri kullanılmışsa da, yine Antlaşma’da yer alan diğer hükümlerde geçen “Türk” sıfatından ve ayrıca Konferans tutanaklarında yer alan beyanlardan mübadele dışı bırakılan Batı Trakya Azınlığı mensuplarının Türk oldukları açıkça anlaşılmaktadır. 1927 yılında kurulan ve Azınlığın en eski sivil toplum örgütü olan ‘‘İskeçe Türk Birliği’’nin (İTB) isminde “Türk” kelimesi bulunduğu gerekçesiyle yasaklanması talebiyle 1984 yılında başlatılan hukuk süreci Yunanistan Yargıtay Genel Kurulunun 7 Şubat 2005 tarihinde İTB’nin yasaklanması kararını onamasıyla sonuçlanmıştır. Rodop İli Türk Kadınları Kültür Derneği’nin (RİTKKD) kuruluş dilekçesinin, isminde ‘’Türk‘’ ibaresi bulunduğu için Trakya İstinaf Mahkemesi’nde reddi yönünde alınan kararın iptali talebi 1 Nisan 2005 tarihinde Yargıtay Genel Kurulu tarafından reddedilmiş ve iç hukuki süreç tamamlanmıştır. Sözkonusu iki dava ile yine kuruluşuna izin verilmeyen “Evros Azınlık Gençleri Derneği” davası Batı Trakya Türk Azınlığı tarafından AİHM’ye intikal ettirilmiştir. AİHM, 11 Ocak 2008 tarihinde kesinleşen, 11 Ekim 2007 tarihli kararıyla, Evros Azınlık Gençleri Derneği davasıyla ilgili olarak Yunanistan’ın AİHS’nin dernekleşme özgürlüğüne ilişkin 11. maddesini ihlal ettiğine hükmetmiştir. Keza, AİHM tarafından 27 Mart 2008 tarihinde açıklanan kararda, İskeçe Türk Birliği davasında AİHS’nin 6. maddesinin (dava süreci) ve 11. maddesinin (dernekleşme özgürlüğü) ihlal edildiğine hükmedilmiş; bu çerçevede Yunanistan 8000 Euro manevi tazminat ödemeye mahkum edilmiştir. AİHM, Rodop İli Türk Kadınları Derneği davasında da kararını 27 Mart 2008 tarihinde açıklamış ve AİHS’nin 11. maddesinin (dernekleşme özgürlüğü) ihlal edildiğine hükmetmiştir. Yunan yönetimlerinin, BTTA’nın etnik kimliğini tanımamak yönündeki politika ve uygulamalarını sürdürmek yönündeki kararlılığı ile Türk Azınlığı “Türk, Pomak ve Çingene” olarak üçe bölme eğilimini destekleyici faaliyetleri devam etmektedir. 2007 İlkbaharında kurulan İskeçe İli Pomakları Kültür Derneği, sözkonusu uygulamanın bir uzantısıdır. Eğitim Sorunu: Batı Trakya’da 7000 civarında soydaş öğrenci bulunmaktadır. Yunanistan'da zorunlu temel eğitim süresinin 9 yıl olmasına karşın, Azınlık okullarında öğretim 6 yıldır. Azınlık ilkokullarında, Türkiye’deki öğretmen okullarından mezun soydaşlarımızın görevlendirilmesi uygulamasına 1973 yılında son veren Yunanistan’ın, anılan tarihten itibaren azınlık ilkokullarına akademik formasyonları yetersiz Selanik Özel Pedagoji Akademisi mezunlarını tayin etmeye başlamasıyla Azınlık ilkokullarındaki eğitim seviyesi düşmüştür. 35 hizmet yılı ve 60 yaş haddini dolduran Türkiye’deki öğretmen okullarından mezun soydaş ilkokul öğretmenlerini re’sen emekliye sevketme uygulaması neticesinde, 2008-2009 öğretim yılı sonu itibariyle Azınlık ilkokullarında bu kategoride soydaş öğretmen kalmayacaktır. 1951 tarihli Türk-Yunan Kültür Anlaşması uyarınca, her yıl karşılıklı olarak azınlık ortaokul ve liselerine gönderilmesi kararlaştırılan 35 kontenjan öğretmeninin sayısı, Yunanistan tarafından, İstanbul'daki Rum Azınlığın sayısının azlığı ve mütekabiliyet ilkesi öne sürülerek 1991-1992 öğretim yılından itibaren 16’şar öğretmene düşürülmüştür. Batı Trakya’da her yıl Azınlık okullarından mezun olan 1000 kadar öğrencinin devam edebileceği sadece 2 Azınlık ortaokul-lisesi olup, sözkonusu okulların fiziki koşulları ihtiyaçlara cevap vermemektedir. Nüfusunun yaklaşık yarısını Türk nüfusunun oluşturduğu Gümülcine ve İskeçe’de birer Azınlık ortaokul-lisesi bulunurken, Gümülcine’de 25, İskeçe’de ise 37 devlet lisesi bulunmaktadır. 2005 yılında, Azınlığın İskeçe’deki ortaokul-lisesine ek bina inşası için yaptığı başvuru hakkında halen Yunan makamlarının cevabı beklenmektedir. Buna karşılık, içinde bulunulan eğitim yılında pilot bölge olarak Batı Trakya’daki bazı Yunan ortaokul/liselerinde seçmeli Türkçe dersi uygulaması başlatılmıştır. Yunan yönetimi sözkonusu kararı Azınlık eğitiminde bir hamle olarak göstermek eğilimindeyse de, BTTA, Yunan makamlarının, yeni Azınlık ortaokul/lisesi açılması talebini gözardı ederken, devlet ortaokullarına seçmeli Türkçe dersi koyma kararı almasını art niyetli bir girişim olarak eleştirmiştir. Esasen, bölgedeki Azınlık eğitiminin düzeyinin düşüklüğü, soydaş öğrencilere Yunan Üniversitelerinde sağlanan binde beşlik kontenjanın etkin kullanımını engellemekte ve üniversitelere kaydolan öğrencilerin büyük bir kısmı yüksek öğretimlerini tamamlayamamaktadırlar. Dini Liderlerini ve Hayri, Dini ve İçtimai Kurum Yöneticilerini Seçmek Hakkı Alanındaki Sorunlar: Yunan yönetimi, 1913 Atina Antlaşmasıyla öngörülmüş, 1920 yılında kabul olunan bir yasayla Yunan iç hukukuna dercedilmiş ve 1923 Lozan Antlaşmasıyla güvence altına alınmış olan “Azınlık’ın dini liderleri olan müftülerini seçme hakkını”, 1920 tarihli yasayı ilga eden 1990 tarihli bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile BTTA’nın elinden almış ve Müftülerin Yunan yönetimince tayinle işbaşına getirilmelerine yönelik yeni bir uygulama başlatmıştır. Bunun neticesinde bugün Gümülcine ve İskeçe’de biri Yönetim tarafından tayin edilmiş, biri de Azınlık’ın seçmiş olduğu ikişer müftü bulunmaktadır. Yunan makamları, İskeçe ve Gümülcine seçilmiş Müftülerinin dini bayramlar ile kutsal günler vesilesiyle yayınladıkları mesajlardan yola çıkarak, “atanmış resmi Müftülere” (182 sayılı kararname uyarınca Yunanistan tarafından atananlar) rağmen görevi gasp ettikleri gerekçesiyle, seçilmiş Müftüler aleyhine çok sayıda dava açmıştır. Bu çerçevede, merhum İskeçe Müftüsü Mehmet Emin Aga, Ocak 1995’den itibaren altı ay Larisa Cezaevinde yatmıştır. Bunun üzerine, Uluslararası Af Örgütü, 24 Şubat 1998 tarihinde, Müftü Aga'yı "Vicdan Mahkumu" ilan etmiştir. Yunan yönetimlerinin 1990’ların ikinci yarısından itibaren seçilmiş müftüler aleyhinde açmış olduğu ve mahkumiyetle sonuçlanan davalar iç hukuk yolları tüketildikten sonra AİHM’ne taşınmış ve Mahkeme, beş kez Yunanistan’ın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade hakkını güvence altına alan 9. maddesini ihlal ettiğine hükmetmiştir. 13 Temmuz 2006’da Yunanistan aleyhine sonuçlandırılmış olan son iki Aga davası, AK Delegeler Komitesi’nin 5-6 Aralık 2006 tarihlerinde gerçekleştirilen toplantısında ele alınmıştır. Delegeler Komitesi’nin, anılan davalara ilişkin kararında, AİHM’nin seçilmiş Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif ile seçilmiş İskeçe Müftüsü merhum Mehmet Emin Aga lehine vermiş olduğu kararların uygulanmasına yönelik olarak Yunanistan tarafından alınan genel tedbirlerin, benzer ihlallerin yaşanmasını engelleyecek nitelikte olmadığını vurgulamış ve özellikle dini özgürlükler alanında, Yunan yargı makamlarının AİHM’nin içtihatlarına uygun biçimde hareket etmelerini sağlayacak önlemlerin ivedilikle alınmasını talep etmiştir. Vakıflar: 21 Nisan 1967 darbesiyle Yunanistan’da iktidara gelen Yunan cuntası, Lozan Antlaşmasının 40. maddesi (Batı Trakya Türk azınlığının giderlerini kendileri karşılamak üzere, her türlü hayır kurumları, dinsel ve sosyal kurumlar, her türlü okullar ve buna benzer öğretim ve eğitim kurumları kurmak, yönetmek, denetlemek ve buralarda kendi dillerini serbestçe kullanmak ve dinsel ayinlerini serbestçe yapmak konularında eşit hakka sahip olması) hilafına, seçimle işbaşına gelmiş olan Gümülcine ve İskeçe Türk Cemaati Vakıfları İdare Heyetlerini azletmiş ve bu heyetlere kendi belirlediği kişileri tayin etmiştir. 1980 yılında kabul edilen kabul edilen 1091/1980 sayılı ayırımcı nitelikteki “Batı Trakya’daki Müslüman Azınlığa Ait Vakıfların ve Bunların Servetlerinin İdaresi ve Kullanılmasına İlişkin” Yasa’yla Azınlığın, Vakıfları üzerinde Yunan yönetiminin denetimi amaçlanmıştır. Halihazır vakıf yönetim kurullarının 30 Kasım 2006 itibariyle dolan görev süreleri, Doğu Makedonya-Trakya Bölge Genel Sekreterliği tarafından 6 Mart 2007’de alınan kararla iki yıllığına yeniden uzatılmıştır. 1967 yılında Yunanistan Cuntası tarafından atanıp, 2005 Ocak ayında vefat eden İskeçe Vakıf İdare Heyeti Başkanının yerine ise başka bir şahıs keza atama yoluyla görevlendirilmiştir. Diğer taraftan, Azınlığın 1967 yılından itibaren yönetiminde söz hakkına sahip bulunmadığı vakıflarına tahakkuk ettirilen gelir ve emlak vergilerinin yüksekliği nedeniyle vakıf malları vergi borçları nedeniyle ipotek altına alınmıştır. Yunan Parlamentosu tarafından 27 Mart 2007 tarihinde kabul edilen Yasa, Batı Trakya Türk Azınlığı vakıf mallarının emlak vergisi, büyük emlak vergisi ve gelir vergisinden kaynaklanan kesinleşmiş borçlarının silinmesini ve vakıfların büyük emlak vergisinden muaf tutulmalarını öngörmektedir. Öte yandan, soydaş milletvekili Ahmet Hacıosman’ın bir soru önergesine ilgili Ekonomi ve Maliye Bakan Yardımcısı tarafından verilen cevapta, sözkonusu borçların 3554/2007 tarihli yasa uyarınca silindiği, ancak Vakıf İdare Heyetine vergi borcu olmadığına dair herhangi bir belge verilemeyeceği, zira 3554/2007 sayılı yasa uyarınca borçların silinmesini müteakiben süresi geçmiş olan borçların toplamının 520.745 Euro olduğu belirtilmiştir. Bahsekonu tutarın kiraya verilen mülklerin harçları, İmar ve İskan Müdürlüğü’nün kestiği cezalar ve veraset vergisinden kaynaklandığı ifade edilmektedir. Bu durumda, vakıfların haksız borç ve vergilerden kaynaklanan sorunlarının tümüyle çözümünden bahsetmek güçleşmektedir. Batı Trakya Türk Azınlığı vakıflarına ilişkin bir Yasa Yunan Meclisi’nde 13 Şubat 2008 tarihinde kabul edilmiştir. Ne var ki, Yasa’nın hazırlanmasında Azınlıkla danışmalar gerçekleştirilmediği gibi Azınlığın değişiklik önerileri de dikkate alınmamıştır. Yasa, Azınlığa vakıfların yönetim kurullarının üyelerini seçmek fırsatını sunmaktadır. Bununla birlikte, vakıfların işleyişi Trakya Bölgesi Genel Sekreteri ve Azınlığın tanımadığı ‘atanmış müftülerin’ denetim ve onayı altına alınmaktadır. Yasa, ayrıca, vakıf mallarının idaresini bölmekte ve okul vakıflarını üyeleri doğrudan Azınlık tarafından seçilmeyen okul yönetim kurullarının denetimi altına koymaktadır. Buna ilaveten, belirtmek gerekir ki, okul yönetim kurulları okulların faaliyetlerinin gözetimiyle yetkili olup, okul mallarının sahibi değildir. Diğer bir deyişle, Batı Trakya’daki Türk Azınlık Vakıfları bir kez daha AB standardlarında otonom bir statüden mahrum bırakılmıştır. Buna binaen, 19 Şubat 2008 tarihinde Azınlık Danışma Kurulu, anılan Yasa’nın Yunan Meclisi’nde kabulünü kınamış ve Azınlığın değişiklik önerileri dercedilmediği takdirde Yasa’yı kabul etmeyeceğini ilan etmiştir. Azınlık Danışma Kurulu, bu çerçevede, Yasa’nın bu şekliyle uygulanmasına karşı olduğunu, zira Azınlığın Yasa’ya ilişkin görüş ve tepkilerinin Yunan Yönetimince dikkate alınmadığını açıklamıştır. 19. Madde Mağdurları: 1955-1998 yılları arasında yürürlükte olan “Başka kökenli bir kişinin geri dönme niyeti olmadan Yunanistan’ı terk etmesi halinde, Yunan vatandaşlığını yitirdiği ilan edilebilir’’ yönündeki 1955 tarihli Yunan Vatandaşlık Yasası'nın 19. maddesi işletilmek suretiyle, genellikle gıyaben yapılan idari tasarruflarla çoğunluğunu Batı Trakyalı soydaşlarımızın oluşturduğu onbinlerce kişi vatandaşlıktan çıkarılmıştır. Yunanistan İçişleri Bakanlığı verilerine göre, 19. madde yüzünden Yunan vatandaşlığını kaybedenlerin sayısı 46.638 olarak açıklanmıştır. ECRI (Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu) raporlarına göre ise sözkonusu rakam 60.000'e ulaşmaktadır. Yunan vatandaşlığını kaybeden soydaşlarımızın bir kısmı Türk vatandaşlığına, bazıları ise yaşamakta oldukları Batı Avrupa ülkeleri vatandaşlığına geçmişlerdir. 19. madde mağdurları arasında halen çok sayıda soydaşımız “vatansız” statüsündedir. Soydaşlarımızın idari kararla vatandaşlıktan çıkarıldıkları, Resmi Gazete'de yayımlanmakla birlikte, kendilerine herhangi bir bildirimde bulunulmamıştır. Dolayısıyla BTTA mensupları, yurt dışında çalışırken (AB veya AB dışı bir ülkede), okurken, hatta bazı durumlarda Yunan Ordusu'nda zorunlu askerlik hizmetlerini yaparken vatandaşlıktan çıkarılmışlar ve bu durumdan herhangi bir nedenle Resmi Yunan makamlarına yaptıkları başvurular üzerine haberdar olmuşlardır. Yunanistan vatandaşlığından çıkarılan BTTA mensupları, AB vatandaşı olarak sahip olmaları gereken haklardan da mahrum kalmışlardır. Sözkonusu madde, 1998 yılında yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 19. madde mağdurlarının tekrar Yunan vatandaşlığına alınmalarını sağlayacak ve soydaşlarımızın mağduriyetlerini “geriye dönük” olarak giderecek özel bir düzenleme öngörülmemiştir. 2007 yılı başında, 19. madde mağduru olup, Batı Trakya’da “vatansız” statüsüyle yaşayan 60 soydaşa Yunan vatandaşlığı verilmesi dışında, konunun çözümüe ilişkin olarak Yunan yönetimlerince herhangi bir açılım yapılmamıştır. Osmanlı Türk Eserleri: Yunan yönetimlerinin Batı Trakya'da mevcut Osmanlı Mimari eserlerine ilgisizliği devam etmektedir. İnsanlığın ortak kültürel mirası sayılması gereken ve BTTA'nın kültürel kimliğinin sembolü konumundaki sözkonusu tarihi eserlere yönelik kapsamlı bir bakım ya da restorasyon çalışmasında bulunulmamaktadır. Soydaşlarımızın Ekonomik Sorunları: Batı Trakya AB’nin en geri kalmış bölgeleri arasında yeralmasına rağmen, AB fonlarından yararlanma düzeyi düşüktür. Bölgedeki eğitim düzeyinin düşük tutulması, Batı Trakya’nın sosyo-ekonomik gelişimini de engellemektedir. Bölge halkının büyük bölümü gelirini tütün üretiminden sağlamaktadır. Tütün üreticilerine AB’nin sağladığı sübvansiyonların 2012 yılından itibaren kesilecek olması nedeniyle, bölgede tarımsal ürün çerçevesinde ve sektörel düzeyde alternatif üretim ve iş olanaklarının yaratılması aciliyet arzetmektedir. Yunan Ulusal İstatistik Servisi ENYE'nin Aralık 2006 itibariyle yayınlanan verilerine göre, Batı Trakya'da işşizlik oranı %12.4 'tür. Kamu personeli sınavlarında Batı Trakya Türk Azınlığı için binde beşlik kontenjan ayrılacağı yönünde Şubat 2007’de açıklanan karar, henüz uygulamaya konulmamıştır. Türk Gündem
|
EN ÇOK OKUNANLAR
EN ÇOK YORUMLANANLAR
VİDEOLAR
GALERİLER
|
||||||||||||||||||||||||||||||