|
POLİTİKA -> Haddini bil Emine Ayna!
Haddini bil Emine Ayna!
HEP, HADEP, DEP, DEHAP ve DTP gibi partilerde ve siyaset sahnesinde yer alan isimler, terör örgütünü övmeyi sürdürüyor.
1994 yılında, Tuzla tren istasyonunda, 3 er 2 yedek subayın ölümü ile sonuçlanan bombalı saldırı olayı için, ‘’ Öldürülenler, askeri hedeftir’’ diyen dönemin HEP Genel Başkanı Hatip Dicle’den 14 yıl sonra, DTP Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna da ‘’ Bombalama eylemleri savaşın parçalarıdır" dedi.
HEP, HADEP, DEP, DEHAP ve DTP gibi partilerde ve siyaset sahnesinde yer alan isimler, terör örgütünü övmeyi sürdürüyor. 1994 yılında, Tuzla tren istasyonunda, 3 er 2 yedek subayın ölümü ile sonuçlanan bombalı saldırı olayı için, ‘’ Öldürülenler, askeri hedeftir’’ diyen dönemin HEP Genel Başkanı Hatip Dicle’den 14 yıl sonra, DTP Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna da ‘’ Bombalama eylemleri savaşın parçalarıdır" dedi. 1994 yılının 19 Şubat günü DEP'in Ankara'daki Genel Merkez binasında bir bomba patlamış ve bir kişi hayatını kaybederken 5 kişi de yaralanmıştı. Dönemin DEP Genel Başkanı Hatip Dicle ‘’Bombalamayı planlayan İçişleri Bakanı Nahit Menteşe'dir. Bir Bakan bu kadar alçalamaz." açıklaması yaptı. Bakan Menteşe ise "Hatip Dicle vatan hainidir. DEP eşittir PKK" cevabını vermişti. Aynı günlerde İstanbul Tuzla tren istasyonunda bir bomba patlamış, asteğmen öğrenciler ölmüştü. Hatip Dicle ‘’ Bu eylem savaş ortamının bir gereğidir. Öldürülenler askeri hedeftir" demi, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş de "Eşkiyayı Bekaa'da aramaya gerek yok. Maalesef bunların bir kısmı Yüce Meclis'in çatısı altındadır." cevabını vermişti. BUGÜN DE AYNI Aradan 14 yıl geçti ama DTP’lilerin terör olaylarına yaklaşımı değişmedi. DTP Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna, bombalı saldırıların savaşın bir parçası olduğunu öne sürdü. Ayna, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin PKK'ya karşı mücadelesinin kan davasına dönüştüğünü de savundu ve şöyle dedi: ‘’Türkiye'de tarihten bu yana Kürtlerin birçok başkaldırısı söz konusu. Bu başkaldırılar, bastırma, öldürme ve idam yöntemleriyle bitirilmeye çalışıldı. Biri bastırıldığında, Kürt sorununu yaratan nedenlerin ortadan kalkmaması nedeniyle, ikincisi ortaya çıkmış. Bugün için de aynı. Bir kan davasını nasıl çözersiniz? Gidersiniz, ikisinin arasında bir buluşma noktası yaratırsınız. Eğer 'Benim şu kadarı öldü, bu kadarı öldü' diye hesap ortaya koyarsanız, bu çözümsüzlüktür.
|
EN ÇOK OKUNANLAR
EN ÇOK YORUMLANANLAR
VİDEOLAR
GALERİLER
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||