|
POLİTİKA -> AKP şeriat devleti istiyor
AKP şeriat devleti istiyor
Başsavcı Yalçınkaya, kapatma davasıyla ilgili sözlü açıklamasında yeni delil sunmadı, AKP'li Fırat'ın skandal sözleri örnek olarak gösterildi. Başsavcı Yalçınkaya, AKP'nin şeriat düzeni kurmak istediğini söyleyerek mutlaka kapatılmasını istedi
ANKARA’da Ergenekon operasyonun yapıldığı saatlerde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya da Anayasa Mahkemesi’nde AKP’nin kapatma davasında sözlü açıklama yaptı. Yalçınkaya, açıklamasında şöyle dedi: "AKP şeriat düzeni kurmak istiyor. Açık, yakın ve somut tehlike var. AKP, Venedik kriterlerindeki korumadan yararlanamaz. AKP iktidar partisi ve toplumu şeriat tehlikesinden korumanın tek ve zorunlu yöntemi kapatma yaptırımıdır. AKP mutlaka kapatılmalıdır. Şeriatın yani şiddetin somutlaşması durumunda kendini korumaya çalışacak demokratik bir sistem kalmayacaktır" dedi.
’Google davası’ iddiasına ’kanıtlar uygundur’ yanıtı Başsavcı, AKP’lilerin, "Bu dava Google davasıdır" iddiasına, "Kapatma davası açma yetkisi bana ait. Kanıtlar usulüne uygun toplanmıştır nesnel, somut ve yeterlidir" yanıtını verdi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden (AİHM) vize alan RP’nin kapatma kararına ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’yle (AİHS), AİHM kararlarına dayanan Başsavcı, "Demokrasiyi yıkmayı hedefleyen partinin kapatılabileceğini ve AİHS korumasından yararlanamayacağını" savundu. Heyete 1.5 saatlik sözlü açıklama, soru yok Yalçınkaya dün saat 09.35’te, Ergenekon gözaltıları devam ederken, arka kapıdan siyah Mercedes marka arabasıyla Anayasa Mahkemesi’ne geldi ve 1.5 saat süren sözlü açıklamalarının ardından 11.40’ta yine arka kapıdan mahkemeden ayrıldı. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ve heyete sözlü açıklamalarda bulunan Yalçınkaya’ya, soru yöneltilmedi. Türban düzenlemesinin iptali iddiaları güçlendirdi Başsavcı sözlü açıklamasında, iddianamesinin omurgasını oluşturan, türbanla ilgili Anayasa değişikliğini Anayasa Mahkemesi’nin iptal etmesine de değindi ve "Türban düzenlemesinin iptali AKP hakkındaki iddiaları ortadan kaldırmadı aksine güçlendirdi" dedi. El Kadı’nın Erdoğan’la yakınlığını örnek gösterdi YENİ delil de sunmayan Başsavcı, AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat’ın, "Atatürk devrimleri Türk toplumunda travma yarattı" sözleriyle, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın kefil olduğu ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin "Terör örgütlerine mali destek sağlandığından şüphe edilenler" listesinde yer alan Suudi işadamı Yasin El Kadı’nın durumunu da örnek gösterdi. Başsavcı, Erdoğan’la El Kadı’nın yakınlığına dikkat çekti. Yalçınkaya sözlü açıklamalarını elindeki metinden okudu, bu metin tutanak haline getirilerek, yarın (Perşembe) sözlü savunma yapacak olan AKP’ye gönderilecek. AKP şeriat istiyor açık tehlike var Başsavcı’nın iddianamenin kısa bir tekrarı niteliğindeki sözlü açıklaması şöyle: Takiye var: Demokrasi araç, amaç şeriat Türkiye’nin şeriat devletine dönüşmesi ve islami terörün kullanılması uzak olasılık değil. Nitekim yakın tarihte bölgemizde geçiş dönemi örneği olarak sıkça öne çıkarılan kimi devletlerin daha sonra kaçınılmaz biçimde radikal bir değişikliğe uğrayarak köktendinci rejime dönüştüğü görülmüştür.(İran) Toplum dindarlar-dindar olmayanlar diye ikiye ayrıldı. AKP rejimi ve cumhuriyetin geleceğini tartışmaya açtı. AKP iktidardayken, şeriat modeli riski her geçen gün artıyor. AKP ve Genel Başkanı Erdoğan bu konuda takiye yapıyor. Din devletine dönüşmeyi beklemeden davayı açtım Siyasi partinin iktidar olması, istediği düzenlemeyi her an yasalaşmasını sağlaması olanağı bulunması demokrasi için tehlikeyi somut ve yakın kılar. Bu açıdan davalı partinin devleti teokratik bir yapıya dönüştürmesi beklenilmeden dava açılmıştır. Davalı siyasi partinin şeriata ve çok hukukluluğa dayanan bir sistemi amaçladığı, devleti adım adım şeriat ile yönetilen bir devlete dönüştürmeye çalıştığı başta genel başkan olmak üzere her kademedeki parti üyelerinin beyanları ve davalı partinin eylemleri ile ortaya çıkmıştır. Venedik kriterleri AKP’yi kurtarmaz Davalı partinin bütün söylem ve eylemlerinde dini referans alan açıklamaları, ülkeye milli görüş düşüncesine uygun projeleri ile egemen olma faaliyetleri, bu yönde anayasa ve yasalarda değişiklik yapmaları, yönetmelikler çıkarmaları, kadrolaşmaya ve toplumu dönüştürmeye devleti dini esaslara göre şekillendirmeye çalışmaları, mahkemelerin laiklikle ilgili kararlarına hakarete tehdide varan tahammülsüzlükleri, "ulemaya danışma" tavsiyeleri, inançlı insanların laik olmayacaklarına dair söylemleri bu eksende toplumda yarattıkları ayrışma ve kutuplaşma, bu kutuplaşmanın laik insanlar üzerinde yarattığı tedirginlik davalı partinin eylemlerinin Venedik ilkeleri ve AKPM kararları bağlamında bir hoşgörüsüzlüğün, anayasal düzeninin ve demokrasinin tehlikeye sokulmasının kaynağı olduğunu kanıtlamaktadır.
|
EN ÇOK OKUNANLAR
EN ÇOK YORUMLANANLAR
VİDEOLAR
GALERİLER
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||